14 ve 15 Nisan 2026 tarihlerinde okullarda üst üste yaşanan olaylar toplumda haklı bir kaygı ve öfke yaratıyor. Bu tür durumlarda genellikle hızlıca bir neden bulmak ve sorumluluğu belirli bir alana yerleştirmek isteriz. Ancak çocuklarda ve ergenlerde şiddet davranışını yalnızca “bir anda ortaya çıkan” ya da tek bir etkene indirgenebilecek bir durum olarak değerlendirmek, sorunun doğasını basitleştirir.
Şiddet davranışı çoğu zaman ani bir patlama değil, zaman içinde biriken ve yeterince fark edilmeyen süreçlerin sonucudur. Bu nedenle “neden oldu?” sorusunun tek bir cevabı yoktur; aksine bu sorunun çok katmanlı bir yapısı vardır.
Çocuklarda ve Ergenlerde Şiddet Davranışının Nedenleri
Bir çocuğun davranışlarını anlamak için tek bir alana bakmak yeterli değildir. Aile, okul, sosyal çevre ve dijital dünya birlikte değerlendirilmelidir.
Aile içinde kurulan ilişki biçimi, sınırların varlığı, bu sınırların nasıl konduğu veya konamadığı, çocuğun duygularının görülüp görülmediği ve kendini ifade edebileceği alanların olup olmaması temel belirleyiciler arasındadır. Bunun yanında okul ortamı, öğretmenlerin farkındalığı, akran ilişkileri ve zorbalık deneyimleri de önemli rol oynar.
Günümüzde sosyal medya ve dijital içerikler de çocukların gelişim sürecinin bir parçasıdır. Ancak şiddeti yalnızca oyunlara, dizilere ya da sosyal medyaya bağlamak, meseleyi anlamaktan çok uzaklaştırır. Bu araçlar etkili olabilir, ancak tek başına belirleyici değildir. Nitekim son yıllarda yapılan araştırmalar, dijital içeriklerle şiddet davranışı arasındaki ilişkinin sınırlı ve bağlama bağlı olduğunu; özellikle kısa vadeli agresif düşünce ve duygularla ilişkili bulguların mevcut olmakla birlikte, bu etkinin doğrudan ve güçlü bir davranışsal sonuca dönüşmediğini göstermektedir (Przybylski & Weinstein, 2019; Ferguson, 2015). Ayrıca daha güncel bulgular, oyun kullanımı ile agresyon arasındaki ilişkinin tek yönlü olmadığını, bireysel özellikler, aile ortamı ve sosyal bağlam gibi değişkenlerin bu ilişkiyi önemli ölçüde şekillendirdiğini ortaya koymaktadır (Orben & Przybylski, 2019; Kühn et al., 2019).
Şiddet Davranışı Bir Anda Ortaya Çıkmaz
Toplumda yaygın olan “bir anda oldu” algısının aksine, bu tür davranışlar çoğu zaman öncesinde çeşitli sinyaller verir.
Bu sinyaller arasında yoğun öfke, dışlanmışlık hissi, empati kurmakta zorlanma, zorbalık yapma ya da zorbalığa maruz kalma ve ait olma ihtiyacının sağlıksız ortamlarda karşılanmaya çalışılması yer alabilir.
Bu belirtiler her zaman açık ve kolay fark edilir olmayabilir. Ancak tamamen yok da değildir. Bu nedenle asıl önemli olan, bu sinyallerin erken fark edilmesi ve sürece zamanında müdahale edilebilmesidir.
Çocuklarda Sınır Koyma Neden Önemlidir?
Çocukları korumak yalnızca onları tehlikelerden uzak tutmak anlamına gelmez. Aynı zamanda sağlıklı sınırlar koyabilmek ve bu sınırları tutarlı bir şekilde sürdürebilmek anlamına gelir.
Sınır koymak çoğu zaman yanlış anlaşılır. Oysa sınır, çocuğu kısıtlamak değil, onu hayata hazırlayan bir yapı sunar. Sınırların olmadığı ya da tutarsız olduğu ortamlarda büyüyen çocuklar, duygularını düzenlemekte ve davranışlarını kontrol etmekte daha fazla zorlanabilir.
Sosyal Medyanın Çocuklar Üzerindeki Etkisi
Sosyal medya, çocuklar ve ergenler için yalnızca bir eğlence aracı değil, aynı zamanda bir sosyalleşme ve aidiyet kurma alanıdır (Orben & Przybylski, 2019; Valkenburg et al., 2022).
Bu nedenle tamamen yasaklamak yerine, çocukların maruz kaldıkları içerikleri anlamak, bu içerikler üzerine konuşmak ve eleştirel düşünme becerilerini desteklemek daha sağlıklı bir yaklaşım sunar. Nitekim araştırmalar, dijital medya kullanımının etkilerinin içerik, kullanım biçimi ve bireysel özelliklere bağlı olarak değiştiğini göstermektedir (Valkenburg et al., 2022).
Çünkü çocuklar çoğu zaman yalnızca içerik tüketmez; aynı zamanda bu içerikler üzerinden kendilerine bir yer bulmaya çalışır. Bu durum, özellikle ergenlik döneminde kimlik gelişimi ve aidiyet arayışıyla yakından ilişkilidir (Nesi et al., 2018).
Zorbalıkla Mücadele: Sadece Davranışı Durdurmak Yeterli mi?
Zorbalık genellikle yalnızca “yapan” birey üzerinden ele alınır. Oysa zorbalık çok yönlü bir süreçtir ve zorbalık yapan, zorbalığa maruz kalan ve bu sürece tanıklık eden bireyleri kapsar (Salmivalli, 2010).
Zorbalığa şiddetle karşılık vermek de bu döngünün farklı bir yüzü haline gelebilir. Bu nedenle mesele yalnızca davranışı durdurmak değil, bu davranışı besleyen dinamikleri anlamaktır. Araştırmalar, zorbalığın bireysel özelliklerin yanı sıra grup dinamikleri, sosyal statü arayışı ve çevresel faktörlerle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir (Evans et al., 2014; Salmivalli, 2010).
Ailelere ve Öğretmenlere Düşen Sorumluluklar
Aileler için en önemli noktalardan biri, çocukların duygularını küçümsemeden dinleyebilmek ve davranışların arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışmaktır. Sınır koyarken tutarlı olmak ve çocuğun duygularını ifade edebileceği bir alan yaratmak koruyucu bir rol oynar.
Öğretmenler açısından ise sınıf içindeki ilişkileri gözlemlemek, dışlanma ve zorbalık sinyallerini erken fark etmek ve yalnızca akademik değil duygusal gelişimi de gözetmek önemlidir.
Toplumsal düzeyde ise bu tür durumları görmezden gelmemek ve gerektiğinde müdahil olmak kritik bir rol oynar.
Sonuç: Sorunu Basitleştirmek Yerine Anlamak
Bu tür olayları münferit vakalar olarak değerlendirmek, sorumluluğu dar bir alana sıkıştırmak anlamına gelir. Oysa burada söz konusu olan daha geniş bir yapının yansımasıdır.
Şiddet davranışını anlamak, tek bir neden bulmaktan daha zor ancak çok daha gereklidir. Çünkü yaşananlar yalnızca bir “olay” değil, zaman içinde biriken ve fark edilmediğinde daha görünür hale gelen süreçlerdir.
Bu süreçleri anlamak ve erken müdahale edebilmek, benzer durumların önlenmesi açısından en önemli adımlardan biridir.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hayatını kaybedenlerin yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyorum.
Kaynakça
Evans, C. B. R., Fraser, M. W., & Cotter, K. L. (2014). The effectiveness of school-based bullying prevention programs: A systematic review. Aggression and Violent Behavior, 19(5), 532–544. https://doi.org/10.1016/j.avb.2014.07.004
Ferguson, C. J. (2015). Do Angry Birds make for angry children? A meta-analysis of video game influences on children’s and adolescents’ aggression, mental health, prosocial behavior, and academic performance. Perspectives on Psychological Science, 10(5), 646–666. https://doi.org/10.1177/1745691615592234
Kühn, S., Kugler, D. T., Schmalen, K., Weichenberger, M., & Gallinat, J. (2019). Does playing violent video games cause aggression? A longitudinal intervention study. Molecular Psychiatry, 24, 1220–1234. https://doi.org/10.1038/s41380-018-0031-7
Nesi, J., Choukas-Bradley, S., & Prinstein, M. J. (2018). Transformation of adolescent peer relations in the social media context: Part 1—A theoretical framework and application to dyadic peer relationships. Clinical child and family psychology review, 21(3), 267-294. https://doi.org/0.1007/s10567-018-0261-x
Orben, A., & Przybylski, A. K. (2019). The association between adolescent well-being and digital technology use. Nature Human Behaviour, 3, 173–182. https://doi.org/10.1038/s41562-018-0506-1
Przybylski, A. K., & Weinstein, N. (2019). Violent video game engagement is not associated with adolescents’ aggressive behaviour. Nature Human Behaviour, 3, 392–401. https://doi.org/10.1098/rsos.171474
Salmivalli, C. (2010). Bullying and the peer group: A review. Aggression and Violent Behavior, 15(2), 112–120. https://doi.org/10.1016/j.avb.2009.08.007
Valkenburg, P. M., Meier, A., & Beyens, I. (2022). Social media use and its impact on adolescent mental health: An umbrella review of the evidence. Current opinion in psychology, 44, 58-68. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2021.08.017


Bir yanıt yazın