Evlilikte Aldatma: İhanet mi, Kimlik Krizi mi?

Geçtiğimiz günlerde bir ikinci el dükkânında bir kitapla karşılaştım: Secret Loves: Women in Two Lives. Kitap 1994 yılında yayınlanmıştı ve Psiklog Dr. Sonya Friedman tarafından kaleme alınmıştı. Başlığını okuduğumda bunun klasik bir “aldatma hikâyeleri” derlemesi olacağını düşündüm. Fakat okumaya başladığımda karşılaştığım şey bundan daha karmaşıktı.

Kitap, Dr. Friedman’ın uzun yıllardır evli olan ve aynı zamanda yıllardır başka bir ilişki sürdüren kadınlarla yapılmış röportajlardan oluşuyordu. Bazıları yirmi, bazıları otuz yıllık evliliklerin içinden konuşuyordu. Çoğu, muhafazakâr sayılabilecek bir dönemde yetişmiş; evliliğin kutsallığının, bekâretin ve sadakatin yüksek sesle savunulduğu bir kültürel iklimde büyümüş kadınlardı. Buna karşılık, hatta belki de tam da bu yüzden, iki paralel hayatı yıllarca sürdürebilmişlerdi.

Beni asıl şaşırtan şey, aldatmanın varlığı değildi. İstatistikler zaten bunun nadir bir durum olmadığını söylüyor. Şaşırtıcı olan, bu ilişkilerin “anlık bir heves” olmamasıydı. Çoğu kadın, tek bir kişiyle yıllar süren ikinci bir bağdan söz ediyordu. Üstelik bu kadınların önemli bir kısmı sevgilileriyle evlenmek istemediklerini açıkça belirtiyordu. Evliliklerini yıkmak niyetinde değillerdi. Aksine, bazıları bu ikinci ilişkiyi evliliğin dengesini sağlayan bir unsur olarak tanımlıyordu.

Daha da ilginç olan ise birçok kadın için asıl suçluluk duygusu bir başkası ile cinsel ilişki yaşamaktan değil; eşlerinden başka birine karşı hissedilen duygusal yakınlıktan kaynaklanıyordu. Yani mesele yalnızca bedensel tatminsizlik gibi bir durum değildi. Bağlanma, görülme, anlaşılma, birinin hayatında özel bir yer kaplama hissi en az cinsellik kadar belirleyiciydi.

Bu kitap aklıma şu soruyu getirdi: Aldatma gerçekten sandığımız kadar basit bir hikâye mi? Öfke, dürtü ya da cazibeyle açıklanabilecek kadar tek boyutlu mu? Yoksa bazen, evlilik içinde yer bulamayan bir “ben”in dışarıda alan arayışı mı? Bu arayışın karşılığı devam eden ikinci bir ilişki mi yoksa bu ilişkiler sorunun yalnızca daha hafif atlatılmasına yardımcı olan bir destek mi?

Bu yazımda karşılaşıp okuduğum bu kitap üzerinden aldatma konsuna bakacağım. 1990’ların muhafazakâr evlilik anlayışı ile bugünün ilişki dinamiklerini karşılaştırarak, sadakatsizliğin yalnızca ahlaki bir ihlal mi yoksa yapısal bir ilişki sorunu mu olduğunu tartışmak istiyorum. Ve belki daha temel bir soruya yaklaşmak: Bir ilişkide “ben”, “sen” ve “biz” dengesi ne zaman taşınamaz hale geldiğini.

Evlilikte Aldatma Neden Olur?

“Evlilikte aldatma neden olur?” sorusu çoğu zaman basit cevaplarla geçiştirilir: cinsel tatminsizlik, heyecan arayışı, fırsat, öfke. Ancak hem bu kitapta anlatılan hikâyeler hem de güncel araştırmalar, ilişkilerde aldatmanın ve bunu sürdürmenin çok daha katmanlı nedenleri olduğunu gösteriyor.

ABD merkezli geniş anket çalışmalarında evli erkeklerin yaklaşık %20’si, kadınların ise %13’ünün en az bir kez eşleri dışından biriyle bir cinsel ilişki yaşadığını bildiriyor. Duygusal bağlanmalar ve çevrim içi ilişkiler dahil edildiğinde bu oranlar daha da yükselebiliyor. Yani evlilikte aldatma nadir bir istisna değil.

Ancak istatistiklerin ötesinde önemli olan şu: Çoğu sadakatsizlik kısa süreli. Yıllarca süren paralel bir bağ, nicel olarak daha az görülse de psikolojik olarak daha anlamlı bir kategori oluşturuyor.

Kitaptaki kadınların hikâyeleri tam da bu kategoriye giriyor.

Duygusal Aldatma mı, Cinsel Aldatma mı?

Toplumsal anlatı aldatmayı genellikle cinsellikle özdeşleştirir. Oysa yapılan birçok araştırma, özellikle kadınlarda duygusal ihmalin ve anlaşılmama hissinin aldatma motivasyonunda önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.

Peki duygusal aldatma nedir?
Eşle paylaşılmayan bir yakınlığın başka biriyle kurulmasıdır. İç dünyayı, kırılganlığı, beklentileri eş yerine başka biriyle paylaşmaktır.

Kitaptaki kadınların çoğu için en ağır gelen şey eşlerinden başka biriyle cinsel birliktelik yaşamak değil, başka birine karşı hissedilen duygusal yakınlıktı. Bu önemli bir ayrım. Çünkü evlilikte güven sorunu yalnızca fiziksel sadakat üzerinden tanımlanamaz. Güven, kiminle bağ kurduğumuzla ilgilidir.

Bu noktada evlilik sorunları her zaman yüksek sesle yaşanmaz. Bazen dışarıdan bakıldığında düzenli görünen bir evlilik, içeride duygusal olarak kopmuş olabilir.

Bağlanma ve Aldatma: Güvenli Bağlanma mı, Kaçıngan Bağlanma mı?

Bağlanma kuramına göre yetişkin romantik ilişkiler, çocuklukta gelişen bağlanma örüntülerinin izlerini taşır. Güvenli bağlanan bireyler ilişkide yakınlığı ve bağımsızlığı daha dengeli kurabilirken; kaygılı ya da kaçıngan bağlanma örüntüsüne sahip bireylerde ilişki içi gerilimler daha belirgin olabilir.

Bazı araştırmalar, duygusal olarak ihmal edildiğini hisseden veya partneriyle bağ kurmakta zorlanan bireylerin bu yakınlık ihtiyacını ilişki dışında karşılama eğiliminde olabileceğini gösteriyor. Bu noktada aldatma yalnızca bir “dürtü” değil, bağlanma sisteminin aktive olması olarak da okunabilir.

Uzun Süreli Aldatma İlişkisi: Kaçamak Değil, Paralel Hayat

Toplumda aldatma genellikle “kaçamak” olarak tarif edilir. Ancak uzun süreli aldatma ilişkisi, farklı bir psikolojik yapı taşır. Bu tür ilişkiler çoğu zaman kişideki içsel bir boşluğu doldurur.

Bazı kadınlar sevgiliyi bir “third wheel” değil, adeta bir “third leg” olarak tanımlıyor. Yani ilişkiyi yıkan değil, dengede tutan bir unsur olarak algılanıyor. Dışarıdan bakıldığında anlaşılması güç olsa da üzerine düşünülecek konuların kapılarını aralıyor.

Güncel verilere baktığımızda, sadakatsizlik yaşayan çiftlerin önemli bir kısmının boşanmadığın görüyoruz. Aldatma ile sarsılan evliliklerin ise çift terapisi alan evliliklerini sürdürülme oranlarının %60–75 aralığında olduğu bildiriliyor. Bu, aldatma sonrası evlilik her zaman bitmez demek anlamına da geliyor.

1994’ten Bugüne: Değişen ve Değişmeyen Dinamikler

Kitap 1994’te yayımlandı. Röportaj yapılan kadınların çoğu 1950’ler ve 60’larda yetişmişti. O dönemin evlilik anlayışı daha muhafazakâr, boşanma daha damgalayıcıydı. Elbette hala bu şekilde düşünen insanlar var ancak karşıt görüşün de duyulabildiği bir döneme girmiş bulunmaktayız. Özellikle kadınların ekonomik bağımsızlığının bugüne kıyasla daha sınırlı olduğunu düşünürsek, o günler boşanmak kimileri için bir seçenek dahi değildi. Kitapta da pek çok kadının benzer biçimde düşündüğünü görmek mümkün.

Bununla birlikte bugün dijital platformlar, iş ortamları ve sosyal medya yeni ilişki alanları yaratıyor. Araştırmalar genç kuşaklarda kadın ve erkek aldatma oranlarının birbirine yaklaştığını gösteriyor. “Duygusal aldatma”, “mikro-aldatma” gibi kavramlar gündelik dile girmiş durumda.

Ve belki de bunun sonsuza kadar saklanması gereken bir sır değil de konuşulması gereken bir durum olarak ele alabildiğimiz de bir alan var.

Yine de bazı şeylerin pek de değişmediğini söylemek gerek.

Evlilik hâlâ bir düzen demek. Çocuk, sosyal çevre, ekonomik yapı, ortak geçmiş. Birçok kişi için evlilik sadece romantik bir bağ değil, bir hayat organizasyonu. İlişkinin atladığı daha yüksek bir statü, bireylerin kazandığı yeni bir rol.

Bu yüzden evlilikte aldatma çoğu zaman yalnızca bir ihanet değil, düzen ile arzu arasındaki gerilimin dışavurumu olarak da karşımıza çıkıyor. Evliliğin bitmesi ayrılıkla beraber pek çok dinamiğin de yerinden sarsılması demek.

Ben, Sen ve Biz: İlişkinin Taşıma Kapasitesi

Bir ilişkide üç alan vardır:

  • Ben
  • Sen
  • Biz

Sorun genellikle “Biz” büyürken “Ben”in daralmasıyla başlar. Ya da “Ben” değişirken “Biz”in sabit kalması veya “Ben”in bu alana yerleşememesi.

İnsan zamanla değişir. Kimlik evrilir. İhtiyaçlar dönüşür. Evlilik ise çoğu zaman sabit bir sözleşme gibi tasarlanır. Bu gerilim, evlilik krizini doğurabilir.

Aldatma da burada bir sonuç olabilir. Ama asıl soru şudur:

  • İlişki içinde bireysel alan ne kadar korunabiliyor?
  • Duygusal emek nasıl dağılıyor?
  • Kim ilişkiyi taşımak için daha fazla yük alıyor?

Ve belki de en önemlisi, bu ilişki içinde kişiler bireysel olarak kendilerini ne kadar tanıyorlar?

Evlilikte aldatma bazen bir yıkım değil, bastırılmış bir ihtiyacın yanlış bir yerden çıkışı olabilir. Bu, davranışı meşrulaştırmaz. Ama basitleştirmeyi zorlaştırır.

Sonuç: İhanet mi, Alan Arayışı mı?

Aldatma elbette güveni zedeler. İlişkilerde derin yaralar açabilir. Ancak onu yalnızca bir ahlak meselesi olarak okumak, dinamiği eksik bırakır.

  • Bazı evlilikler gerçekten bitmelidir.
  • Bazıları terapiyle yeniden kurulabilir.
  • Bazılarında ise sorun sadakatten önce başlar.

Belki asıl soru şudur:

Bir ilişki, iki kişinin kimliklerini kaybetmeden birlikte kalabileceği kadar esnek mi? Ve taraflar kendilerini ve bu ilişkiyi beslemeye gönüllü mü?

Evlilikte aldatma bazen bir son değil, daha önce konuşulmayan bir sorunun görünür hale gelmesidir. Bireylerin kendine; ve ilişkinin içinde birbirlerine soramadıkları soruların ve alamadıkları cevapların birikmesiyle oluşabilir. Bu sorular:

  • Ben kimim?
  • Bu ilişkide kimim?
  • Ve birlikte kurduğumuz “biz” hâlâ ikimize de alan açıyor mu? Nasıl?

Kaynaklar

Allen, E. S., Atkins, D. C., Baucom, D. H., Snyder, D. K., Gordon, K. C., & Glass, S. P. (2005).
Intrapersonal, interpersonal, and contextual factors in engaging in and responding to extramarital involvement. Clinical Psychology: Science and Practice, 12(2), 101–130. https://doi.org/10.1093/clipsy.bpi014

Atkins, D. C., Baucom, D. H., & Jacobson, N. S. (2001).
Understanding infidelity: Correlates in a national random sample. Journal of Family Psychology, 15(4), 735–749. https://doi.org/10.1037/0893-3200.15.4.735

Glass, S. P., & Wright, T. L. (1985).
Sex differences in type of extramarital involvement and marital dissatisfaction. Sex Roles, 12(9–10), 1101–1120. https://doi.org/10.1007/BF00288108

Hazan, C., & Shaver, P. (1987).
Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524. https://doi.org/10.1037/0022-3514.52.3.511

Smith, T. W., Davern, M., Freese, J., & Morgan, S. L. (2022).
General Social Surveys, 1972–2022. NORC at the University of Chicago. https://gss.norc.org

American Association for Marriage and Family Therapy (AAMFT). (2023).
Infidelity and relationship outcomes statistics. https://www.aamft.org

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir