Kendini sürekli yetersiz hissetmek, birçok insanın zaman zaman deneyimlediği bir durumdur. Ancak bazı kişiler için bu geçici bir his olmaktan çıkıp, kalıcı bir iç sese dönüşür. Ne yaparsan yap yeterli değilmiş gibi hissetmek, daha iyisini yapabileceğini düşünmek ama yine de eksik hissetmek ve hatta başarıların bile içini doldurmaması… Bu deneyim çoğu zaman “özgüven eksikliği” olarak adlandırılır. Oysa bu açıklama genellikle yüzeyde kalır. Çünkü kendini sürekli yetersiz hissetmek, çoğu zaman basit bir eksiklikten değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiden doğar.
Kendini Yetersiz Hissetmek Neden Olur?
Bu hissin ortaya çıkışı genellikle tek bir nedene bağlı değildir. Çoğu zaman birden fazla sürecin birleşimiyle şekillenir. Bunların başında ise “karşılaştırma” gelir. İnsan, kendini başkalarının olduğu yerle kıyasladıkça yetersizlik hissi artabilir. Özellikle sosyal medyada sürekli daha iyi, daha başarılı, daha mutlu görünen insanlarla karşılaşmak bu hissi yoğunlaştırır. Ancak burada gözden kaçan önemli bir nokta vardır: Karşılaştırılan şey çoğu zaman bir başkasının sonucudur; süreci değil. Bu da doğal olarak eksik hissetmeye yol açar.
Bir diğer önemli etken ise kişinin yüksek içsel standartlardır. Bazı insanlar dışarıdan baskı görmese bile kendi içlerinde çok katı ölçütler taşırlar. “Daha iyisini yapabilirdim”, “bu yeterli değil” gibi düşünceler ilk bakışta motive edici gibi görünse de, zamanla sürekli bir yetersizlik hissi üretir. Çünkü bu durumda ulaşılan hiçbir nokta yeterli kabul edilmez; hedef sürekli ileri taşınır.
Yetersizlik hissinin bir başka kaynağı ise kişinin kendi değerini belirleme biçimidir. Eğer kişi kendini ancak başarılı olduğunda, üretken olduğunda ya da başkaları tarafından onaylandığında değerli hissediyorsa; yani kendi değeri birtakım koşullara bağlıysa bu değer algısı sürekli değişken hale gelir. Bu durumda yeterli hissetmek kalıcı bir durum değil, geçici bir sonuç olur. Ve bu da yetersizlik hissini kaçınılmaz kılar.
Kendini Sürekli Yetersiz Hissetmek Ne Anlama Gelir?
Bu noktada önemli olan, kendini sürekli yetersiz hissetmenin sadece olumsuz bir duygu olarak ele alınmamasıdır. Çünkü bu his aynı zamanda bazı sorularla ilişkilidir: Nasıl biri olmalıyım? Benim için ne kadarı yeterlidir? Değerimi ne belirliyor? Bu açıdan bakıldığında yetersizlik hissi sadece bir problem değil, aynı zamanda kişinin neye önem verdiğini gösteren bir işaret olabilir. İnsan önem verdiği alanlarda da kendini yetersiz hissedebilir ve bunu sorgulayabilir.
Bu His Gerçekten Bir Eksiklik mi?
“Gerçekten yetersiz miyim?” sorusu çoğu zaman yanıltıcıdır. Çünkü bu his, nesnel bir eksiklikten çok bir değerlendirme biçimiyle ilgilidir. Aynı kişi, farklı bir bağlamda kendini yeterli hissedebilir. Bu da yetersizlik hissinin sabit bir gerçeklik olmadığını, değişebilen bir algı olduğunu gösterir.
Kendini yetersiz hissetmek ya da yeterli hissetmek, büyük ölçüde kişinin neyi referans aldığına bağlıdır. Bu noktada önemli olan, bu değerlendirmeyi kendi gerçekliğimizi çarpıtmadan yapabilmektir. Gerçekten eksik olduğumuz alanları ve gerçekten yeterli olduğumuz noktaları ayırt edebilecek daha net ve gerçekçi referanslar kurmak, kendini yetersiz hissetmek ile gerçek eksiklik arasındaki farkı görebilmeyi sağlar.
Yetersizlik Hissiyle Nasıl İlişki Kurulabilir?
Bu hissi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmayabilir. Ancak onunla kurulan ilişki değiştirilebilir.
- Bunun ilk adımı, karşılaştırmayı fark etmektir. Kişi kendini kiminle ve neye göre kıyasladığını gördüğünde bu sürecin otomatikliğini kırabilir.
- Bir diğer adım, içsel standartları sorgulamaktır. “Yeterli” olmanın ne anlama geldiği ve bu ölçütün nereden geldiği üzerine düşünmek bu hissin gücünü azaltabilir.
- Ayrıca kişinin kendi değerini tek bir alana bağlamaması da önemlidir. Kendini yalnızca başarı, performans ya da üretkenlik üzerinden değerlendirmek, yetersizlik hissini güçlendirir. Oysa insan değeri tek bir ölçüte indirgenemeyecek kadar karmaşıktır.
Sonuç
Kendini yetersiz hissetmek her zaman ortadan kaldırılması gereken bir sorun değildir. Bazen bu his, kişinin nasıl yaşamak istediğine, neye değer verdiğine ve kendisiyle nasıl bir ilişki kurduğuna dair önemli ipuçları taşır. Bu yüzden mesele sadece “yeterli hissetmek” değil, kişinin kendini hangi ölçütlere göre değerlendirdiğini fark etmesidir.


Bir yanıt yazın